dikenini sevsinler senin…

dikenini severim senin…

 

Öyle şirinler ki… Daha önce büyüklerini görmüştüm ama yavrularını görmemiştim. İstemeden bozduk habitatlarını.( Sizden çok özür dilerim sevimli şeyler…)

Elimde çapa, komşumuzun epeydir girilmeyen bahçesinin adam boyu otlarını temizliyorduk. Çapa birden sert bir şeye çarptı, Yüksek otları yolunca alttan çukurun içinden bir adet dikenli top çıktı. Ne olduğunu anlamadım. Çapanın ucuyla itince, altında da iki tane küçük dikenli top göründü. Sonra baktım toplar hafif hafif nefes alıyor. O zaman anladım ne olduklarını… Allahtan yavaş vurmuşum çapayı. Sessiz, serin bir yere, ağaç gölgesine otların içine yuva yapmışlar.

 

 

Elime almaya çekindim. Gülşen’e verdim eldivenleri, o aldı minik topları eline,  evirdi, çevirdi, bir türlü açılmıyorlardı.  Çok korkmuşlardı…

Üstlerine su dökünce açılırlarmış. Nice sonra biraz açıldılar ve o zaman gördük ayacıklarını, kollarını… Birkaç fotoğraf çektikten sonra geri yerine koyup üstlerini otla örttük.

Bir yandan işimize devam ettik, bir yandan da sohbet ettik; “Eskiler onun için kimya yer derdi.” dedi Müzeyyen Abla. “Kimya Yemek ne demek ?” diye sordum, “Bilmiyorum.” dedi. Gülşen de “Altını ıslatan çocuklar ve egzama için birebir derler .”  dedi. Bir keresinde Müzeyyen Abla egzaması için  bir kirpi yakalamış, dikenli  derisini soymuş ve   etini pişirmiş. Ancak içini açtığında bir sürü kurtçuk gördüğü için sonradan içine sinmemiş ve yemeği yemekten vazgeçmiş. Hasta olan yaşlı bir komşusu varmış, yemeği ona götürmüş. Tabi kadına ne eti olduğunu söylememiş. Kadın ertesi gün ”Ben hiç bu kadar lezzetli et yememiştim, o neydi öyle?” demiş. Müzeyyen Abla da hiç bozuntuya vermemiş: “Kuzu eti.” demiş.

Bir ara birde baktık ki, bizim dikenli büyük top yok olmuş, küçük toplar yerinde duruyor. Hay Allah, nereye gider, yavruları neden bıraktı derken odunların arkasına saklandığını ve kafasını odunların içine gömdüğünü fark ettik. O bizi görmeyince biz de onu görmüyoruz sanıyor sanki.  Korkmuş olmalı. Geri getirip yavrularının üstüne koyduk, üzerlerine de biraz ot daha koyduk…

Akşamüzeri işimizi bitirip eve gittik. Acaba ormana mı götürüp bıraksaydık diye de kara kara düşündük. Haklarında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. O akşam vikipedi’ye baktık bu konuda neler var diye… İlginç bazı bilgiler edindik; meğer bizim şirin dikenli toplar insanlardan yedi bin kat daha fazla dayanıklıymış tetanus zehirine karşı. Zehirli yılanları yerlermiş, hiçbir şeycik olmazmış. Müzeyyen Abla’nın “kimya” sözcüğünün sırrı çıktı ortaya… Gececil, böcekçil bir memeliymiş;  börtü böcek, kurbağa, salyangoz, sümüklüböcek, yılan, fare gibi hayvanlarla beslenirmiş. Demek ki fareli köye biraz bırakmak lazımmış. Yılanlardan korkanlar da bahçesinde besleyebilir.  Laktoz intolerans’ları olduğu için süt içemez, ölürlermiş. Siz siz olun bahçenize gelenleri sütle beslemeye kalkmayın.

Nesli tükenmekte olduğundan avlamak, öldürmek yasaklanmış ve korunan hayvanlar listesine alınmış, çok iyi olmuş.   Onsekiz yıla kadar yaşarlarmış. Koku ve sese karşı çok duyarlılarmış, daha çok gece hareket ederlermiş.  Koşabilir, tırmanabilir, hatta yüzebilirlermiş.  Bir hayvanda yaklaşık 6000 diken varmış.  Dikenli olduğuna bakmayın,  barışçıl bir hayvanmış; dikenlerini saldırı değil de yalnız savunma amaçlı kullanırmış. Yuvasına taşımak istediği ot yaprak vb. şeylerin üzerinde yuvarlanır, dikenlerine batmasını sağlar ve dikenleriyle taşırmış. Birkaç çeşidi varmış; Ak göğüslü, Doğu Avrupa, Batı Avrupa, Amur kirpisi gibi.

Hanefi ve Hambeli mezheplerinde haram, şafi ve maliklerde ise helal sayılırmış. Kemalüddin Ebi Abdullah Muhammed El Demi  tarafından 1262 yılında yazılan Osmanlıca Hayat’ül Hayvan (orijinal adı Fi Garaibü’l Mahlukat) adlı kitaba göre egzama, hemoroid ve fil hastalıklarına iyi gelirmiş.

Oklu kirpilerin adi kirpilerle hiçbir yakınlığı yokmuş. Oklu kirpiler kemirici, otçul hayvanlarmış.  Oklu kirpilerin tehlike karşısında oklarını fırlattığı ise bir tevatürmüş. Ama sanırım okları ile epeyi hayvanın canını yakıyor ki, yine internette karşılaştığım bir videoda bir sürü arslan,  bir oklu kirpi ile baş edemiyor ve pes edip kaçıyor. Eski Yunan şairlerinin birinin şiirlerinde de tilki ile kirpinin mücadelesi yer almış, tilki çok şey bildiği halde tek bir şey bilen kirpi her zaman kazanırmış.

Ertesi gün bahçede bulamadığımız dikenli toplarımızın yok olmaması dileğiyle,

Sağlıklı kalın.
Süheyla Doğan

Nusratlı Köyü

Ayvacık/ÇANAKKALE

24.06.2011

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to dikenini sevsinler senin…

  1. Tahir Öngür dedi ki:

    yaşamı anlamak ne kadar güç,
    ama ne kadar da güzel!
    sayenizde bir başka yerden,bir başka boyuttan bakabiliyor insan.
    kavgasız dövüşsüz; ve de sevgi ile.

  2. Mustafa Atalay dedi ki:

    Ellerine sağlık sevgili Süheyla.

  3. Mine Yolacan dedi ki:

    Suheyla merhaba,
    Dincer yazindan bahsettiginde hemen okumak istedim, ancak bugun okuyabildim.
    Biz 10 aydir Karaburun’da yasiyoruz. Buraya gelirken beni en cok heyecanlandiran seylerden birisi de Istanbul’da goremedigimiz hayvanlar ile karsilasmakti. Bunlardan birisi de kirpi. Ancak bu surede hic gormedim ve ne oldu biliyor musun? Mayis ortalarinda Istanbul’a gittigim ilk gun oglum ile birlikte gec bir saatte onun Atasehir’deki evine giderken yolda top gibi birseyin hareket ettigini farkettim ve “Bu kirpi, hemen dur” diye bagirdim. Araba durdu “Ben iniyorum, yakindan gormem lazim” diyerek, “Anne burasi yol” diyen oglumu dinlemeden atladim asagiya. Biraz arayip ortadaki refujde ciceklerin arasinda buldum onu, ayni senin tarif ettigin gibi korkmus nefes nefes bir halde idi. Biraz konusup kendimce sakinlestirmeye calistim ve “Nihayet yakindan gordum” diye sevindim ilk anda. Ama sonra agaclar ve yesillik disinda hic onlara uygun bir ortamda olmadiklarini dusundum. Sonraki gunlerde bir arkadasim “Atasehir’de yollarda kirpilerin telef oldugunu duydum” dediginde de cok uzuldum. Senin mesajini yine tasehir’de yasayan ve hayvanlar icin birseyler yapmak isteyen kucuk kuzenime gonderecegim.
    Ozellikle yavrularla karsilastigin icin seni kiskandigimi soyleyebilirim.
    Yazini cok sevdim.
    Sevgilerimle.
    MiNE

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s