nusratlı’nın bebek gelinleri

NUSRATLI’NIN BEBEK GELİNLERİ

Bizim köyde bugün Ümmü’cük gelin oldu. Yedi aydan henüz gün almış…Ümmü bu köyde gördüğüm üçüncü bebek gelin. Minicik ellerine kına yakıldı. Öyle şirin, öyle sevimli. Öylesine de kendisi için gerçekleştirilen törene uyumlu…Hiç mi hiç ağlamadı. Şaşırdım.

Bugün kadınlar Ümmü’nün gelin olma provasını gerçekleştirdiler, damatsız bir düğün…Ümmü’nün cinsiyeti böylece kabul edilmiş oldu. Beyaz dantel giysisi, başına örtülen kırmızı örtüsü, takılan altın takılar, kınalı ellere geçirilen kırmızı eldivenler… Altı ay kınasından sonra Ümmü bir bebek kadındı artık. Miniminnacik bir gelin. Poposundaki bezle bir o kadar da tezat.

Tören bir cinsiyet ilanı mıydı, yoksa askere giden erkeklere bile yakılan kına töreninde olduğu gibi bir koruma, kollama, sahip çıkma güdüsü mü?

Köyün hemen hemen tüm kadın ve çocukları gelmişti törene. Önce Yasin okundu. Okumayı bilen kadınlar katıldılar okumaya, ardından da duası yapıldı.

Beyaz giysiler içinde Ümmü getirildi ortaya. Anneannesinin kucağına oturtuldu. Başına kırmızı örtü örtüldü.

 

 İlahiler okunmaya başlandı. Çiçeklerle süslenmiş kına tepsisinde dört mum yanıyordu.  Küçük Güler getirdi tepsiyi. Başını  örtmüş olan Güler çok ciddiydi, sanki sokakta oynayan çocuk o değil…Bir genç kadın edasıyla yapıyordu görevini.

 

Bir tepsi daha geldi ortaya. Üzerinde bir ayna, bir küçük Kur’an, bir makas, bir de altın kutusu. Ümmünün önüne koydular. Ümmücük önce kur’ana uzandı, sonra makası aldı eline. “Bu kız okumuş terzi olacak !” dediler. Meğer altın kutusunu alırsa zengin, tarağı alırsa çok süslü, Kur’anı alırsa dini inançları kuvvetli, okumuş, makası alırsa da eli makas tutan becerikli bir kadın olacak demekmiş.  Ümmü hem Kur’ana dokunmak hem de makası almakla iki özelliği birden kazanmış oldu.

 

Sonra Ümmücüğün ellerini tuttular, Emine yaktı kınayı. İlahilerin birini bitirirken diğerine başlıyordu Firdevs Abla. Ellerine bez bağlanıp kırmızı eldivenler takılınca bile sesini çıkarmadı bebecik. Öyle kabullenmiş bir hali vardı ki durumunu, bir bebekten beklenmeyecek davranış…

 

Sıra geldi takı törenine. Anne, anneanne, akrabalar altın taktılar göğsüne, küpe takanlar da oldu. Sonra dua ettiler Ümmü için; “Gelin oluşunu da görürüz inşallah.” dediler.  Böylece Ümmü’nün geleceği tanımlanmış oldu; Büyüyecek, dini inançlarını yerine getiren, becerikli bir genç kadın olacak, ardından da hayırlı bir kısmetle evlenip çola çocuğa kavuşacak.

Yenilen tavuklu pilavların ardından gül lokumları ikram edildi konuklara. Köy deyip geçmeyin, pilavlar plastik piknik tabaklarında sunuldu, bulaşıktan kurtulmak ya da sayıca yeterli olması için. Plastik tabaklar yokken eminim konu komşudan tabak toplanıyordur. Sonra herkes dağıldı evine, Ümmü’de uyuyakaldı yorgunluktan.  

Gelenekleşen dini törenler, ya da dini boyut da kazanan gelenekler…Bu geleneğin ne kadar eski olduğunu bilmiyorum. Yaşlı kadınlar eskiden beri sürdüğünü söylediler. Hatırladığım kadarıyla bizim memlekette dişi çıkan bebeklere diş hediği töreni yapılırdı. Buğdaylar pişirilir, içine boyalı halkalı şekerler konulur, eve davet edilen konuklarla birlikte eğlence içinde yenilir, mahalleliye dağıtılırdı. Dini bir öge olmazdı, daha çok şenlik gibi. Eve gelenler de çocuğa hediye getirirdi. Altın takı gibi büyük hediyeler olmazdı bunlar. Daha çok çıngırak, bebek gibi oyuncaklar…

Ben kınayı, kına yakmayı çok severim. Bulduğum ilk fırsatta yakarım. Hem kınanı kokusunu hem de kınalı ellerin duruşunu çok severim. Hint kınalarına, kına kalıplarına bayılırım. Öğrenciliğimde yaz tatillerinde eve gittiğimde ilk işim ellerime, ayaklarıma kına yakmak olurdu. Şekilli şekilli değişik kınalar yakardım. Sevdiğimin adının baş harfini yazar, kalpler çizerdim. Çoğunlukla da yatmadan önce gece geç saatte yaktığımdan, yorgunluktan pestili çıkmış, erkenden uyuyakalmış annemi uykudan kaldırır ellerimi bağlatır, üzerine de kaymasın diye çorap geçirirdim.  Sabah hemen banyoya koşup kurumuş kınaları yıkayıp tutup tutmadığına bakar, ortaya çıkan sembol, şekilleri inceler, tasarladığım gibi olmuşsa sevinir, olmamışsa üzülürdüm. Sonra aklıma geldikçe ellerimi koklardım. Bu gece de Ümmü’nün kınasından yakacağım. M harfi koyacağım bir elime, diğerine de Z harfi.

Günümüzde kına törenleri de şekilsel oldu, kına yakılan gelinler hemen yıkıyorlar ellerini tutmasın diye.

Kına, çoğu Asya ülkesinde olduğu gibi Anadolu’da da özel bir öneme sahip. Törenlerdeki kullanımının dışında da bir sürü işlevi vardı bir zamanlar.   Kaşınan, kuruyan saçlara, çatlamış ellere,  mantar olmuş ayaklara iyi geldiği söylenirdi. Saç boyası yokken saçları beyazlamaya başlayan kadınlar içine ceviz kabukları, çay koydukları kınalarla boyardı saçlarını. Bir de “sevap” diye yakardı yaşlı kadınlar. Rahmetli ninemin saçlarını hep pespembe hatırlarım; ceviz kabuğu koymazdı demek ki.  Saç diplerinden beyazları çıkmaya başlayınca “Kınam geldi.” der, bana kına aldırırdı. Gittiğin yerden birkaç günlüğüne de olsa geri gelsen ninem, sana sarılmayı, dizine başımı koymayı, saçlarımdaki bitleri ayıklama numaranı çok özledim.

Nusratlı’nın “altı ay kınası” hüzünlü bir tören.

Süheyla Doğan

Nusratlı Köyü/ÇANAKKALE

Reklamlar
Bu yazı günlük yaşam, kadın içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to nusratlı’nın bebek gelinleri

  1. Şükran Savuran dedi ki:

    Demek ki bizim adımızı ve görevimizi aslında doğarken belirliyorlar. Ne zor dünya da kadın olmak. eline diline görüp de bize aktakrdığın gözüne sağlık.

  2. suheyladogan dedi ki:

    Sevgili Şükran,

    Kadın olmak çok zor zanaat değil mi? Her şeyden anlayacaksın.

    Hem çocuk büyütür, hem dışarda, hem evde çalışırsın. Ev içi emeğin her zaman sıfır değerdedir. Görünmez, görünmek istenmez. Yani evde ücretsiz kölesindir. Kadınlara belli bir yaşa gelince emeklilikle birlikte görünmez ev içi emeğinin karşılığı yıpranma payı da verilmeli. Yani çifte emekli maaşı. Birisiyle hiç olmazsa artık yapamaz hale geleceği işleri yaptırabilme şansı olsun.

    Yorumun için teşekkür ederim.
    Sevgiler,

    Süheyla

    • Azize Koç dedi ki:

      Sevgili Süheyla , yöreye ait bir geleneğin halen sürdürülüyor oluşunu duru bir dille anlatmışsın.değişik yörelerde benzer örnekleri olduğunu duymuştum.ama hepsinde ortak olan yan sanki kadının doğuştan kutsanması ve rollerin biçilmesine dönük …ümmü gelinin tepsisinde Kuran üzerine makas konulması( her ikisi de onların tercih edilmesi yönünde yönlendirme sanki) eminim ayna dikey olarak konulsa ilk tercih olabilir diye düşündüm.altın kutusu küçük zaten ! acaba sunulan tercihler üzerine bebek gelinlerin yaptıkları tercih anlamında bir gözlemin-istatistik benzeri oldu mu? çok ilginç ve öenmli buluyorum kendi adıma ” öncelikle becerikli ve dindar olacaksın” …ve bu ömür boyu ona sürekli tekrar edilecek ! sevgiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s