kazdağlarında bir kına gecesi…

KAZDAĞLARINDA BİR KINA GECESİ…

Düş Kırıklığı…

( Madenlerimiz gidiyor, altınımız gidiyor, kültürümüz de mi gidiyor ?)

Dün gece yine içim sıkıldı…

Kazdağları’nda kendi köyümüze yakın bir köye, kına gecesine gittik. Daha köyün girişinden duyulan “teknomüzik ritmi” kına gecesinin eski kına geceleri gibi olmadığının habercisiydi…

Ancak önce müzik yerine midemizin sesine uyup düğün yemeği yemeye gittik. Çorba, keşkek, tavuklu pilav, nohut, patlıcan, yoğurtlu makarna, salata ve irmik helvasından birer tabak masanın ortasına geldi. Yemekler çok güzeldi. Tümünü sildik süpürdük.

Sonra kına gecesinin yapıldığı köy meydanına gittik. Büyük bir çınar ağacının altına halka şeklinde dizilmiş plastik sandalyelerin ortasında, çocuklar ile genç ve orta yaşlı kadınlar pop mu, rock mu, arabesk mi, fantezi mi olduğunu anlayamadığım “Bas gaza, bas gaza” diye bir şarkıya uyarak dans ediyorlardı. Bilgisayar, kumanda panosu, klavye ve büyük kolonlardan oluşan bir sistemden müthiş bir gürültü yayılıyordu ortalığa. Grup … müzik yapıyordu(!) Yüksek yerlere oturmuş yaşlı kadınlar tuhaf bir duyarsızlıkla dansedenleri (oynayanları diyemiyorum)  seyrediyordu. Erkekler de meraklı gözlerle oynayanları izliyordu. Teknomüzik eşliğinde sallananlar daha sonra başlayan 9/8’lik ritimle roman havası oynamaya başladılar. Ritim roman ritmiydi, ancak hiç duymadığım, tuhaf şarkı (!) lar çalıyordu. Bunlar da roman arabeski-popuydu sanırım. Bazı sanatçı geçinenlerin Karadeniz müziğine yaptıklarını birileri de Roman-Trakya müziğine yapmıştı demek ki… İki tane genç, “müzik yapıyoruz” diye, önceden kaydedilmiş hazır müzikleri kumanda kutusundan çalıyorlardı. Arada bir mikrofondan “Hadi Kızlar” falan gibi tuhaf sözlerle de coşturmaya çalışıyorlardı. Bazen  Ankara havalarından uyarlanmış oyun havaları çalsalar da, biraz sonra yine bir şekilde yozlaştırılmış 9/8 ritimli oyun havalarına dönüyorlardı. Bu arada gelinin üstünde kırmızı bir tuvalet vardı. Köy düğünleri kaçırmayan dondurmacı da arabasından dondurma satarak nafakasını çıkarmaya çalışıyordu.

Bir süre sonra davul sesi duyuldu, çok sevindim, davul var diye. DJ müziği kesti ve davul, klarnet ve cümbüş ekibi geldi ortaya. “Yaşasın, en azından türkü – oyun havaları dinleriz” diye düşündüm. Ancak sevincim kursağımda kaldı. Onlar da benzer şarkıları çalmaya başlamazlar mı?  Hiç klasik türküler, oyun havaları yoktu repertuarlarında, ama en azından teknoritimden ve yüksek sesli abuk sabuk müzikten kurtulduk diye teselli bulmaya çalıştım. Ben oynamayı, halay çekmeyi çok severim, hele davul-zurna duyarsam hiç dayanamam, ama yaptıkları müzikle içimden hiç oynamak gelmedi. Bu arada gelin kız ortadan kayboldu, geri döndüğünde tuvaletini değiştirmiş, bu kez duvaksız gelinlik giymişti.

Sonra, davul- cümbüş ekibi kınayı getirmeye gitti, biz yine Grup …’ın seçtiği tuhaf müziklerle oynayan kadınları izlemeye devam ettik. Birkaç yıl önce bu yörede gittiğim düğünlerde hiç değilse bir müzisyen orgunu çalıyor ve canlı olarak söylüyordu ve biraz daha dinlenebilir-oynanabilir havalar vardı repertuarlarında. Klasik roman havaları-mastikalar, Misket, Kasap, Çiftetelli, arada bir de halay çalarlardı.

Kına ekibinin davul-klarnet eşliğinde kız evinden yola çıktığını davulun sesinden anladık. Teknomüzik dinlemektense,  bari onları dinleyelim diye yanlarına gittik.  Meydana gelmeleri neredeyse bir saat sürdü, usulü böyleymiş meğer. Kına ekibinde, önde, ellerinde teneke biralar ile gelinlik kızın yakın akrabaları olan genç erkekler, arkada ise kına, çerez, çörek taşıyan kadınlar vardı. Genç erkekler iki adım gidiyor, sonra duruyorlar, yere oturup biralarını içiyor, sigara yakıyorlardı. Aralarından biri, bir şarkı-türkü istiyor, istek çalınıyor, klarnetçi bahşişini, buraların deyişiyle cabosunu alana kadar klarnetini isteği yapanın kulağına üflüyordu. İstekler çalındıktan sonra ayağa kalkıyorlar, iki adım gittikten sonra yeniden yere oturuyorlar, içmeye devam ediyorlar, seremoni bu şekilde devam ediyordu.

Neyse kına ekibi sonunda meydana gelebildi. Bu arada ortadan yine kısa bir süre kaybolan gelin bu kez bindallı giyerek meydana geldi. Kına tepsisi ortaya konuldu. Mumlar yakıldı. Genç erkekler ortaya geçip, biralarını içmeye devam ederek birkaç şarkı dinledikten sonra teneke biralarını ortaya koyup oynamaya başladılar. Bu kez hiç değilse biraz daha bildik birkaç roman havası ve zeybek çaldı müzikçiler. Daha sonra sanırım bu yöreye özgü, yine 9/8’lik ritim eşliğinde, oldukça erkek motifli bir oyun oynamaya başladılar. Birer ayakkabılarını çıkarıp, ayakkabının yarısını önden pantolonlarının içine sokarak bellerini arkadan öne doğru ittirerek karşılıklı oynadılar. Bizim memlekette, Karadeniz’de, asla oynanmayacak tarzda bir oyundu bu, hele de kadınların ortasında…Ama çok eril olsa da hiç değilse sanırım geleneksel bir şey diye düşündüm. Bizim oralarda eskiden kına gecesi eğlenceleri böyle ulu orta yerlerde olmazdı ve erkekler bulunmazdı. Kına gecesi, yalnız kadınlara özgü bir şeydi. Erkek kılığına giren bir kadın da gecenin bir vaktinde oyun alanına dalar, erkek oyunu taklidi yapar (bir nevi köylü-seyirlik oyunu) ve herkesi gülmekten kırar geçirirdi. Epeydir memleketimde kınaya gitmedim, sanırım benzer değişimler (yozlaşma demek geliyor içimden) oralarda da yaşanmaktadır.

Neyse, kınaya dönelim; erkekler oyunlarını tamamlayınca meydanı kadınlara bıraktılar. Kadınlara süslü, parlak küçük mendiller ve küçük kına torbaları dağıtıldı. Kız ortaya alındı ve cümbüş ekibi “Yüksek yüksek tepelere kız vermesinler” türküsünü çalmaya başladı. Ben de sonunda dayanamayıp ortada dönen kadınların arasına katıldım. Türküye eşlik ettim. Türkü bitince gelin ortaya oturtuldu, başına kırmızı örtü örtüldü. Çörek tepsisi gelinin başına getirildi. Çörekler bölünerek yenilsin diye etrafa dağıtıldı. Bir parça da ben almayı başardım. Sonra gelinin kınası yakıldı, ellerine kırmızı hazır eldivenler geçirildi ve ağlatılmaya (!) çalışıldı. Bu arada ben klarnetçiye geceye uygun olsun diye  ““Ağ elime mor kınalar yaktılar”ı çalar mı sınız ? ” dedim. “Bilemiyoruz, çalamayız, başka bir şey çalalım.” dediler ve bir sanat müziği şarkısı çaldılar. Gelin formalite icabı ağlatıldıktan sonra damat çağrılıp hediye istendi. Damat içinde çerez, kola, sigara olan bir torba getirdi ve gelinin ayağının dibine bıraktı. Eskiden torbada tavuk ve çerez olurmuş, kızlar tavuğu pişirir yerlermiş. Şimdi tavuk yerine coca-cola var!. Hediye kadınlar tarafından kabul edildi ve damat kırmızı örtüyü açıp gelini alnından öptü. İsteyenler daha sonra kına tabağından kına alıp ellerine koydular.

Sonra yine sallan-yuvarlan teknomüzik eşliğinde, yaşlı kadınların anlamını çözemediğim bakışları altında oyun faslı devam etti, biz de evimize döndük.

Yatağımda düşünüp durdum…

“Nerede o eski kınalar! ” mı desem?

Yoksa biraz daha iddialı laflar edip;

“Popüler kültür müziğimizi-geleneklerimizi ne hale getirmiş! “Ne olacak bu kültürel yozlaşmanın sonu! Her şey ticarileşmiş ve sektörü oluşmuş! ” mu desem ?

“İçselleştirilmeden -formalite icabı yerine getirilmeye çalışılan bazı gelenekler nasıl da sırıtıyor!” mu desem?

Yoksa kendime ;

“Ne var işte, bir de kadın- erkek eşitliğini savunuyorsun, boş versene, bak kadınlarla erkekler ne güzel bir arada köy meydanında kına gecesi yapıyorlar.” mı desem ?

Biraz daha farklı açıdan bakıp;

“Kına geceleri kadınların kendi aralarındaki bir eğlencesi ve kutlaması idi. O da kadınların elinde alınmış! ” mı desem?

Benim kına gecemde teyzem tef çalıp türkü söylemişti. Canım

teyzem…

24 Ağustos 2008

Süheyla Doğan

Nusratlı Köyü

Not: Birkaç gün önce yine altın madeni aranan köylerden birine çok yakın bir  Türkmen Köyünde kına gecesine gittim. Tek fark, Türkmenlerin bir kısmının hiç değilse geleneksel giysilerini giymiş olmalarıydı. Ne bir türkü, ne bağlama vardı, ne de semah…Tüh dedim tüh…Türkmenler de mi bu durumda ?

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s