aşure

 

SİZ DE AŞÛRENİZİ YAPTINIZ MI?

BİZ YAPTIK!

Yaklaşık on yıl  önceydi…Bir arkadaşımla evde sohbet ederken gecenin bir yarısı aklımıza aşûre düştü…O güne kadar ne ben, ne de o aşûre yapmıştık…Yapar mıyız, yapamaz mıyız derken kendimizi mutfakta bulduk. O zaman evde internet da falan yoktu ki google’dan tarif alsak. Annelerimize telefon etmek için de çok geç bir saatti.  Çare yok, el yordamıyla yapacaktık. Çalışıyor olmanın bir gereksinimi olarak yemek yaparken zamandan kazanmak için daha önceden haşlayıp buzluğa koyduğum buğday (yarma), fasulye ve nohutları çıkardık. Sıcak su içinde çözdürdük. Sonra biraz daha pişirdik. Evdeki mevcut kurutulmuş meyveleri, fındık, ceviz gibi kuruyemişleri de değerlendirerek bir “acemi aşûresi” yaptık. Soğumasını bile bekleyemeden sıcak aşûreyi iştahla kaşık kaşık yemeye başladığımızda neredeyse sabah ezanı okunmak üzereydi. Aşûremizin tadı bize göre harikaydı…

Sonra şehri terk edip köyde yaşamaya başladık…İlk kışımızı geçiriyorduk. Bir gün kapımız çalındı, komşumuz Emine elinde bir kâse aşûreyle kapıda duruyordu. Ertesi gün başka bir komşu, daha ertesi gün daha uzaktaki bir komşu… Bazı günlerde de  aynı gün içinde  bir kaç kâse aşûre geldiği oldu. Aşûre kâselerinin hemen boşaltılıp geri verilmesi gerektiğini öğrendik, çünkü kâseler dağıtım için daha çok lazımdı. Tatlıdan çok çorba kıvamındaydı aşûreler, zaten komşu kadınlar da aşûre çorbası diyorlardı adına. Şekeri ve içindeki meyveler nispeten azdı. Sonra bir gün Mecit “Herkes bize aşûre getirdi, biz yapıp dağıtmayacak mıyız?” dedi. Yapmaya kalksak o kadar aşûreyi pişirecek büyüklükte tenceremiz bile yoktu… Tam da o gün köye seyyar satıcı geldi. Bir aşûre tenceremiz vardı artık. Sonra birlikte bir ihtiyaç listesi yaptık. Aşûre çorbası değil, aşûre tatlısı yapacaktık. Malzememiz bol ve çeşitli olmalıydı… Oldukça heyecanlıydık. Çeşitli yerlerden tarifler aldık ve başladık yapmaya. Tariflere kendimize ait sürprizler kattık.  Aşûrelerin süslemesi bittiğinde kâselerimiz harika görünüyordu. Sıra dağıtmaya gelmişti. İşin en zor yanlarından biri de dağıtma işi. Köyde sokaklar çok dik… Elinde tepsi, bir aşağı bir yukarı inip çıkıyorsun. Yaklaşık 25 haneye dağıttık aşûrelerimizi. Aşûre kâsesini alanlar “Allah kabul etsin” diyordu;  “Allah kabul etsin, Allah tekrarına erdirsin.” Demek ki bir ibadet olarak görülüyordu aşûre yapıp dağıtma işi. Oysa ben teşekkür ediyordum bize getirenlere. Biraz gaf yapıyormuşum yani. Sonra duyduk ki bizim aşûre köyde o kadar çok beğenilmiş ki,   kadınlar “Kadın şehirden köye daha dün geldi, aşûre yapmakta bizi geçti..” diyorlarmış. Daha sonraki yıllarda da sürdürdük aşûre yapmayı. İnsan alışınca yapmadan edemiyor. Bir eksiklik duyuyor. Tabaklar boşaltılırken süslemesi bozulduğu için geçen yıl geri almamak üzere güzel plastik kâselerde dağıttık. Sonra düşündüğümüzde plastik kâse kullanmanın pek de doğru bir karar olmadığına karar verdik. Birkaç kez kullanılsa da ne de olsa eninde sonunda atılacaktı ve bir atık üretmiş oluyorduk. Bu yıl yine porselen ve cam kâselerimize döndük. Mecit’in sık sık ”Hadi artık aşûre yapmıyor muyuz?” uyarılarına rağmen muharrem ayının son günü ancak vakit bulabildik. Yine tatlı bir telaş, yine heyecan. Aşûrenin en riskli tarafı nohutların şekerle birleşince sertleşme olasılığı…Bu nedenle şeker en sonunda koyulmalı…Bol kuru üzümlü, kayısılı, incirli, karanfil ve portakal kokulu aşûremizi tarçın, nar taneleri, ceviz, fındık ve susamla süsledik. Üzerine de gülsuyu gezdirdik. Mis kokulu aşûremizi yine 25 haneye dağıttık. “Sizin aşûre bir başka oluyor.” diyor Muhtarın karısı. Bence de bizim aşûre pek bir güzel oluyor… Hele o ekşi nar taneleri yok mu? Tatlının içinde ekşi sürpriz bir tat olarak çok yakışıyor. Aşûrenin duası da varmış meğer, dağıtmaya başlamadan önce duası okunur, kâselere öyle konurmuş.

Son yıllarda gözlemliyorum da aşûre dağıtma işinin de tadı kaçtı artık. Hele bu yıl muharrem ayının yerel seçimler öncesine denk gelmesiyle de olay bir gösteriye dönüştü. Televizyon haberlerinde aşûre dağıtımı görüntüleri yer aldı bol bol. İnternette bir aşûre haberleri taraması yaptım, nelerle karşılaştım bir bilseniz… Tokat’ta ve İstanbu- Fatih’te 10’ar bin kişiye aşûre dağıtılmış! Bir ilimizde en güzel aşûre yarışması yapılmış. Başka bir ilimizde her yıl aşûre şenliği kutlanmaktaymış. Deniz Baykal İstanbul’da aşûre dağıtmış. Bir sağlık ocağı hastalarına aşûre dağıtmış. Bir ilköğretim okulunda aşûre günü düzenlenmiş. Hemen hemen tüm siyasi partiler bir yerlerde aşûre dağıtmışlar. Avcılar –Atıcılar Klüpleri bile aşûre dağıtmış. Alevi dernekleri toplu aşûre dağıtım törenleri düzenlemiş. Başka bir yerde vaize kadınlar aşûre günü düzenlemiş. Yani bu yıl aşûremize el atmayan kalmamış… Bugüne kadar sessiz sedasız her inancın sahip çıktığı hoş bir dayanışma geleneğinin bir gösteriye dönüştürülmesi ne kadar da can sıkıcı…

Aşûre, “aşura”dan geliyormuş. “On” demekmiş. Aşûre pişirme-dağıtma, aşûre orucu geleneği oldukça eskilere dayanmakta. İslamiyet öncesinde de Arabistan’da aşûre orucu varmış. Söylenceye göre, Nuh’un gemisi hicri takvime göre muharrem ayının 10’uncu günü Cudi dağında karaya oturmuş ve o gün gemide oruç tutulmaktaymış, hayvanlar bile açmış. Ambarlarda ne kaldıysa kullanılarak aşûre pişirilmiş. Museviler de muharrem ayının 10’uncu günü oruç tutarlarmış. İslami kaynaklara göre,  Medine’de Musevilerin oruç tuttuğunu gören Hz. Muhammed niye oruç tuttuklarını sorduğunda “Musa peygamberin o gün kendilerini kurtardığını, o nedenle tuttukları” cevabını almış. Onun üzerine Hz. Muhammed de Müslümanlara “Bizler de o gün oruç tutalım, Musa Peygambere biz daha iyi sahip çıkarız.” demiş ancak Musevilerden ayrı davranmak için de ayın 9’u ve 10’unda da oruç tutmayı önermiş. Ancak islamiyetin kuralları daha belirgin hale gelip de Ramazan orucu tutulmaya başlanıldığında aşûre orucu serbest bırakılmış. Aleviler-Şiiler için muharrem ayının farklı bir anlam ve önemi var. Hz. Hüseyin Kerbela’da Emevi Halifesi Yezid tarafından muharrem ayının 10’uncu günü katledilmiş. Bu nedenle aleviler-şiiler muharrem ayında matem tutarlar ve sonunda da aşûre pişirerek matemi noktalarlar. 

Çeşitli İslam yorumcularına göre, Muharrem ayının 10’uncu günü-aşure günü- 10 peygamberle ilgili aşağıdaki olayların gerçekleştiği kabul edilmekteymiş;

 
Âdem peygamberin işlediği suçtan sonra  ettiği tövbenin kabulü, Nuh peygamberin gemisinin tufandan kurtulması, Yunus peygamberin bir balığın karnından çıkması, İbrahim peygamberin ateşte yanmaması, İdris peygamberin diri olarak göğe yükseltilmesi (çıkarılması), Yakub peygamberin oğlu Yusuf peygambere kavuşması, Eyyüb peygamberin hastalıklarının geçip iyileşmesi, Musa peygamberin Kızıldeniz’den geçip İsrailoğulları’nı Firavun’dan kurtarması, İsa peygamberin doğumu ve ölümden kurtarılıp göğe yükseltilmesi (çıkarılması).

Muharrem ayı hem İslamiyet öncesi hem de sonrasında bereket ayı olarak kabul edilmiş ve aşûre de bu bereketin sembolü olarak paylaşılmış. Tunceli- Erzincan Bölgesinde aşûreye Germiya İmamu (12 İmamların Çorbası) denilmekteymiş.

Gelelim aşûrenin faydalarına;

Besin değeri yüksek olan aşûrede her şey var; C vitamini, çeşitli  B vitaminleri, E vitamini, kalsiyum, demir, protein, potasyum. Enerji değeri diğer tatlılara göre düşük olan aşûrenin bir kâsesinde  yaklaşık 300-350 kilokalori var.. Kalp sağlığımız için yararlı olan doymamış yağ asitlerini ve daha birçok minerali içeriyor. Lifli yapısıyla da sindirim sistemimiz için birebir.

Ancak her işte olduğu gibi aşûrenin de hazırı çıkmış. İki gün boyunca aşûre                                                                                                                 pişirmekle uğraşmak  istemeyenler, hazır paketlerden satın  alıp “hızlı aşûre” yapabilirler. Ama hızlı aşûreye pek  de heves eden olmasa gerek.

Geleneksel aşûremizi pişirmek varken hızlı aşûrenin tadı mı olur ?

Ülkemiz de  bugünlerde pek bir hızlı yapım aşûre çorbası gibi değil mi? Tatsız ve karmakarışık…

01 Şubat 2009

Süheyla Doğan

Nusratlı Köyü

Ayvacık-Çanakkale

Reklamlar
Bu yazı günlük yaşam içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s